İbrahim Karakaş: Tekrar evlenirsem Dilber beni kabirde kabul etmeyecek

İbrahim Karakaş: Tekrar evlenirsem Dilber beni kabirde kabul etmeyecek


Nasılsın? Dilber Moon’suz bir hayatla nasıl başa çıkarsınız?

Günler geçmiyor. Hiçbir yere sığmadı. Ankara’dan İstanbul’a taşındım. Dilber’ime ithaf ettiğim şiir de dahil olmak üzere Dilber’imin anısına ‘Her Şey Yalan’ isimli bir albüm yaptım ve klibi çektim. Ben çok dua ediyorum Kendimden başka bir şey yapamam. Kaybettiğinden beri neredeyse iki yıl geçti ama ağrısı hiç bitmiyor.

Bu acıyla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Elbette bir gün hepimiz öleceğiz ama acelem vardı. Yani Tanrı onu bizden daha çok sevdi. Acısı ve tatlılığıyla 22 yılı beraber geçirdik. Bir anda ellerimden uçtu, yalnız kaldım. Diğer yarımı kaybettim. Keşke Dilber’im yaşasaydı ve ben ölseydim. Onun için ölmeye hazırdı. Her neyse, evle ilgili her şeyi yapıyordu.

HAYAT ORTAKTIR, KIRICILAR VE AKŞAM YEMEĞİ YAPARIM

Dilber Ay asla ev işi yapmaz mı?

Bir süre çok çalıştı ve sonra hastalandı. Hayat karşılıklı. Ev işleri ve yemek yapardım. Sonuçta, çok paranız varsa, restoranda yemek yiyebilirsiniz. Varlıklı bir aile değildik, ayın sonunda işi zorlaştırıyorduk. Düzce’de küçük bir arsa üzerine yaptığımız küçük bir ahşap evimiz vardı. Dilber’imin üç çocuğu vardı. O öldüğünde malını çocuklarına verdim. 15 yılı aşkın süredir Berlin’de çalıştığım için Ankara’da ortak bir TOKİ evi satın aldık. Neyse, uzun zamandır çalışmadım. Merhum, “Bir evde iki deli yoktur” derdi. Onun için her şeyi yapardım.

Bir mesleğin yok muydu

15 yaşımdan beri müzik dünyasının içindeyim. Zaten bu işi Almanya’da yapıyordum. Darbuka çaldım ve ayrıca şarkı söyledim. Merhumla müzik aracılığıyla tanıştık. Hayatımı onunla birleştirdiğimde “Dilber Ay’ın adı yeter. “Kendimle ne yapabilirim, destekleyecek miyim?” Dedim. Ve onun müziğine odaklanıyoruz.

DILBER BENİM KADINLARIN NE KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUNU ÖĞRETTİ

Dilber Ay ile yollarınız nasıl kesişti?

Bir arkadaşın evinde tanıştık. Birbirimize telefon numaralarımızı verdik. Sonra Almanya’ya uçtum. 15 gün oldu, beni aradı. Viyana’ya geldi. Bana gelmek istedi, kabul etmedim. Hayatımda biri olduğunu sanıyordu. Ancak evimin düzeni iyi değildi. Utandım. Beni tekrar aradı ve şöyle dedi: “Sana kırgınım. Yoksa evli misin dedim. “Asla! Hayatımda bir tane bile yok. Ev dağınık, utanıyorum” ve “Ben Sivas’tan geliyorum” demesi bir oldu, maaşım henüz kesilmedi. Buzdolabım boştu. Para verdi. “Git bir şeyler al” dedi. O an o kadar zordu ki söyleyemem Eşim, Dilber’im bana hayatın sıradan olduğunu ve kadınların ne kadar güçlü olduğunu öğretti.

Yani sevmeye başladın mı?

Kalpler dokundu ve hayatımıza katıldık. 1998 yılındaydı.

O GENÇ ADAMI SİZE NEDEN ALMALIYIM? PARANIZI YE! ‘

Aranızda büyük bir yaş farkı vardı.

Ben 33 yaşındaydım ve o 52 yaşındaydı, ama bizim için iyiydi. Yaşı bile bilmiyorduk ama dışarıdan çok fazla konuşma oldu. Üç çocuğu vardı ve ben bekardım. Alman bir kadınla evlenmiştim ama çok kısaydı. Onunla ayrı ayrı konuştular … “O genç adam seni niye götürsün?” Dedi. Paranı yiyor! “Dediler. Bana dedi ki:” Üç çocuklu kadın. Senden önce yaşlanıyor, ellerinden düşüyor. Senden daha büyük biriyle ne yapıyorsun? “Dediler. Yeterli paramız olmadığını düşünerek ama mutluyduk.

Savaş Ayı zamanında evliydiniz, değil mi?

Evet. Üç ay Berlin’de birlikte yaşadık. Sonra ülkemize döndük ve o şovda evlendik. Düğünden sonra Düzce’ye gittik. Orada da deprem yakaladık. Bana kardeşlerinin çok zor insanlar olduğunu söyledi. Beni otele koydu ve kendi babasının evine gitti. İki gün sonra annelerimle buluşup Sivas’a gittik ama deprem yakaladık. Kaldığım otel yedi katlıdır. Öldüğünü sandı, korktu. Koşarak yanıma geldi. Erken ölmesini istemiyordu, hep dua ediyordu.

DİLBER’İMİN SESİ GÜZELDİ AMA ALBÜMLER KÖTÜ

Birbirlerinin hayatına ne kadar iyi dokundular …

Yeterli olandan fazla. Dilber’imin sesi güzeldi ama albümleri kötüydü. Altyapısı iyi değil. Müdahale ettim ve bir sonraki albümünde hep güzel şarkılar buldum. ‘Mecbur muyum?’, ‘Certain Belli’, ‘Gelmezsen Gelme’ gibi daha birçok şarkı buldum. Bu ülkede sevilen ‘Eşarp Yandan Bağlama’ şarkısını ünlü yaptık. Plaklarını yönettim, benimle düet yaptı, şiirlerini okudum … Hem yönetimini hem de seslendirmesini sahnede yaptım.

DİLBERİM SAHNEDE, DIVA SAHNEDE ŞALVAR DELGADO EV KADINIM OLDU

Şimdi hayatı bir filme dönüşüyor. Bu seni mutlu etti mi?

Zaten film gibi bir hayat yaşıyordum. Sayardım, iki kaynak duyardım. Ailesi Dilber’imi bile bilmiyordu. Dilber’im sahnedeki bir divaydı, sahneden çıktığında şalvarını giyen bir ev hanımıydı. Onun değerini bilemezlerdi. Şimdiye kadar binlerce sanatçı gelip gitti. Müslüm Gürses dışında hangi hayat filme alındı? Demek bu kadında bir mücevher vardı.

Bana zor hayatını bir peri masalı gibi anlattı

Hayatının hangi bölümü seni en çok etkiledi?

Hayatının her anı bir Yeşilçam filmi gibiydi. Ailesinin tavrı, bir sanatçı olarak hikayesi, kötü olaylar … Hatta hapisteydi. Bana zor hayatını bir peri masalı gibi anlattı. Bir gün kardeşinin karısı ameliyat olacaktı. O zamanın parasıyla 10 bin lira istediler. Dilber’in parası kalmayınca yakınlarından birinden 10.000 lira aldılar ve karşılığında bir fatura imzaladılar. Halkımız faturayı unuttu ve 10 bin liradan 1 milyon lire kazandı. Zor zamanlarda yaşıyoruz.

Hiç dönemleriniz olmadı mı?

Tabii ki var. Hatta öyle bir arabası vardı ki rahmetli Zeki Müren: “Kim bu araba böyle?” Bizimki “Paşam” dedi. Daha sonra Zeki Müren’in önerisiyle alt kadrosuyla bir program yapmaya başladı. Öyle güzel anlar, çok kötü dönemler var… Mesela bir gün bizimki ciddi şekilde hastalandı ve kardeşleri onu hastanenin önüne attı ve kaçtı. Hastanede 40 gün geçirdi. Taburcu olup evine ulaştığı gün tercümanlar imzaladığı fatura için eve geldi. Sonra ailesiyle birlikte yaşamaya döndü. Ailesi de Dilber’imi çalıştırdı ve onunla yaşadı. Fındık kadın.

22 YILLIK BİRLİKTE GEÇTİK AMA HAYATININ KONUŞULDUĞU FİLMDE HİÇ GEÇMEDİK

Filmin senaryosunu gördün mü? Girdiniz?

Senaryoyu görmedim. Zaten üç çocuğunun yanına gittiler ve onlarla röportaj yaptılar. Bana son kez geldiler. 22 yılı beraber geçirdik ama hayatıyla ilgili filmde benim adım bile geçmiyor.

Bu nasıl? Röportajlarının hiçbirinde adını ve sana olan sevgisini asla açıklamadı. Neden sana bir yerde verilmedi?

Avuç içlerimde öldü, son anları bile benimleydi. 22 yıl bir ömür anlamına gelir ama bir kadının 22 yılı görmezden gelinir. Çok isterdim ama ne diyebilirim. “Kara aşk” dediği adamı görmezden geldiler. Çocuklarla anlaştık. Sözleşmeyi imzaladılar ”ve kesti. Bu insanla yaşıyorum, sırlarını biliyorum … Sonuçta bu kadınla hayatı paylaştım. BKM’den ağabeyim Necati Akpınar’ı istişare için aradım. “Ablanın hatrına imzanı at, onu hayatta tut” dedi. Ben de adamları aradım ve kabul ettiğimi söyledim. Adın yaşasın diye …

Yine de ÇOCUKLARIN MİRAS HAKKINI VERMİYORUM

Sen onun çocuklarına iyi gelmedin mi? Çocuklar sana danışmadı mı?

Miras haklarımı vermiş olsam da çocuklar beni düşman yaptı. Kızların velayeti, haklarını vermeme rağmen Dilber’imde değildi. Yapmasaydı kimse bir şey söyleyemezdi. Hiç çocuğum olmadı ama onların çocukları da benim çocuğum oldu. Onu tüm kalbimle sevdim. Torunlarının torun olduğunu biliyordu. Mülk savaşı çıkınca değiştiler, beni çok üzdüler ama şimdi pişmanlar. Arayıp soruyorlar ama o tren gitti, kalbim çok kırıldı. Anneleri hayattayken, “baba, baba” dediğim için çıldırdılar. Ölen kişi yaşasaydı bunu yapabilirler mi? Televizyonda göründüler ve paramparça oldular. Bunu affedemem

Ne kaldı

2014 model bir araba vardı, sattım ve albümde harcadım. O öldüğünden beri eve giremedim. Evi de sattım. Zaten 110 bin liralık bir evdi.

Yeniden evlenmeyi hiç düşündün mü?

Tövbe etme, asla! 54 yaşındayım. Dilber’de hem aşkı hem de aşkı yaşadım. Başka bir kadınla evlenmeyeceğim. Umrumda değil, eğer tekrar evlenirsem, Dilber beni mezara götürmez. Tövbe için pişmanlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıda gördüğünüz rakamları girin : *

Reload Image